Moda markaları Türkiye’deki Suriyeli mülteci işçilerin sömürülmesini engellemek için daha fazla çaba harcamalı

LONDRA 3 Kasım 2017: Business and Human Rights Resource Centre (BHRRC)[1] tarafından bugün yayımlanan bir rapor, Türkiye’deki tedarikçi firmalarında çalışan Suriyeli mültecilerin sömürülmesini engellemek için daha fazla çaba gösteren moda markalarının sayısının arttığını, ancak sektörün, genel olarak, bu konuda atması gereken daha fazla adım olduğunu açıklamaktadır. 

Kuruluşun Türkiye’den ürün tedarik eden 37 Avrupa-merkezli şirkette yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, bu yıl bu konudaki öncü markalar arasında New Look, Next, ASOS, Inditex (Zara), Otto Group (Alman moda markası) ve SuperGroup (SuperDry) bulunmaktadır. 2016 yılında, yalnızca New Look ve Next’in, sömürünün engellenmesi için yeterli adım attıkları tespit edilmiş ve bu firmalar lider olarak adlandırılmıştı.

Diğer taraftan Aldi, Arcadia Group (Topshop, Dorothy Perkins), Asda ve LC Waikiki gibi firmaların mültecilerin sömürülmesi konusunda attıkları adımlar hakkında kuruluşla çok az bilgi paylaştıkları ve bu konuda herhangi bir önlem aldıklarına dair çok az delil sundukları görülmektedir. KiK (Alman perakende markası), Mexx, New Yorker, River Island, s. Oliver (Alman moda markası) ve VF Corp (The North Face, Timberland) ise yapılan anket çalışmasını yanıtlamayı reddettiler.

BHRRC İcra Direktörü Phil Bloomer, “Türkiye’deki giyim fabrikalarındaki istihdam edilmeleri, bir yandan zor durumdaki Suriyeli mültecilerin yaşamlarını idame ettirmeleri için önemli bir fırsat sunarken, diğer yandan onları kabul edilmesi mümkün olmayan ayrımcılık ve suistimale açık hale getirmektedir. Next, New Look, ASOS ve Zara işçilerin haklarının korunması konusunda adımlar atarken, Aldi, Asda ve Topshop gibi firmalar ise süreci çok daha geriden takip etmektedir. Bu firmalar lider konumundaki diğer şirketlerden öğrenmelidir, hem de hızlı bir şekilde.” dedi.

Türkiye’de yaklaşık 650.000 mültecinin çalıştığı tahmin edilmektedir ve giyim-tekstil sektörü bu istihdamın kilit kaynağı konumundadır. Ancak çalışma izni olmayan mültecilerin kayıtdışı çalışması kendilerini yoğun bir sömürü riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Çok sayıda araştırma, maaşların genelde düşük olduğunu (özellikle kadın mülteciler asgari ücretin yarısı kadar ücret almakta ve erkeklerden daha az kazanmaktadır) ve Avrupalı moda markalarının alt-tedarikçilerinin çocuk işçiliğinden yararlandıklarını ortaya koymaktadır.

BHRRC’nin sıralamasının zirvesinde yer alan şirketler, çok katmanlı ve komplike tedarik zincirlerinin her bir halkasındaki suistimal risklerini daha etkili şekilde tespit etmektedirler. Bu şirketler mülteci işçileri korumak için özel hedefleri olan planlar belirlemekte, şikayet ve sorunları çözme amaçlı mekanizmalar  oluşturmakta ve aynı zamanda işçilerle ve mülteci kuruluşlarıyla diyalog içinde yer almaktadırlar.

Anketimiz, önemli ilerlemeleri de kayıt altına aldı: Tedarikçilerine yönelik Suriyeli mülteci işçilerin çalıştırılması, ayrımcılığın ve sömürünün yasaklanmasını konusunda özel rehberler hazırlayan şirketlerin sayısı 2016 yılında 9’ken, bu yıl bu sayı 15’e çıktı. Markalar, tedarikçilerinin denetlenmesi sürecini daha fazla geliştirdiler ve sosyal denetimlerin sıklığını artırdılar. Önceden haber verilmeden denetim yapan firma sayısı bir yıl içinde 1’den 9’a çıktı. Bu firmaların çoğu, tedarik zincirlerinde çalışan mülteci işçilerin sayısında bir artış olduğunu da tespit ettiler. Bu tespitler, suistimallerin önlenmesi için önemli ilk adımlar olma özelliğini taşımaktadır.

Ancak BHRRC, firmalarının yarısından fazlasının, değerlendirme yapılan beş alandan en az birinde daha fazla ilerleme sağlamaları gerektiği tespitini yapmaktadır. Birçok marka, sömürüyü arttıran sistematik sorunları, örneğin ürün başına ödedikleri fiyatlar ve markanın bilgisi dışında daha küçük ve riskli fabrikaları sürece dahil eden gizli taşeronların kullanılması gibi konuları detaylı bir şekilde değerlendirmemektedirler.

BHRRC İcra Direktörü Phil Bloomer: “Bu raporda öne çıkarılan örnek tutum, Avrupa çapında çalışan moda markaları için asgari standartlar haline getirilmelidir. Eğer, giyim sektöründeki istihdam insani çalışma koşullarında olursa, Türkiye’deki ve diğer ülkelerdeki mülteci işçiler de daha iyi bir hayat kurabilme şansına sahip olabilirler. Biz, önde gelen firmaların kat ettikleri mesafeyi memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak moda markaları, kıyafetler için ödedikleri fiyatların zor durumdaki mülteci işçiler ve onlarla birlikte çalışan Türkiyeli işçilerin yaşanabilir düzeyde ücret kazanmasını garanti altına alıp almadığına dikkat etmelidir.” dedi.

Rapor, Türkiye’den ürün alan giyim markalara şu tavsiyelerde bulunmaktadır: İşçilerin suistimale uğrama risklerini iyi tespit edin ve değerlendirin; mültecilerin korunmasına yönelik stratejiler geliştirin (bunu yaparken, kadın mültecilerin karşı karşıya kaldıkları ek risklere özel dikkat edin); satın alma pratiklerinin sömürüyü artırıp artırmadığını tespit edin ve sivil toplumu, işçi sendikalarını ve işçileri destekleyin. Sektör çapında firmalar, işbirliği yaptıkları takdirde hem tedarikçileri hem de hükümetleri Suriyeli işçileri desteklemeye daha fazla yönlendirebilirler. 

 

/ BİTTİ

 

Daha fazla bilgi için ya da raporun bir kopyasını edinmek ve röportaj talebinde bulunmak için di:ga communications’tan Tara Burke ile [email protected] ya da +44 7747 745675 üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

 

 




[1] İş ve İnsan Hakları Kaynak Merkezi, Londra merkezli uluslararası bir sivil toplum kuruluşudur. 180’den fazla ülkedeki 7000’den fazla şirketin insan haklarına dair çalışmalarını (olumlu ve olumsuz) takip etmekte ve elde ettiği bilgiyi internet sitesinde sekiz dilde yayınlamaktadır.